
Çoğu evet. Uzun süredir aklımdayıdı yayınlamak, yayınladım.

Merhaba Sevdiğim . Nasılsın bugün ? Beni sorarsan senli hayallerle uykuya dalmaya çalışıyorum her gece olduğu gibi .
Doğruyu söyle hiç mi özlemedin beni . Gözlerine bakıp seni seviyorum deyişim gelmedi mi hiç aklına . Ya da sım sıkı sarılıp
senden hiç vazgeçmeyeceğim deyişlerinde mi geçmedi gözünün önünden . Kalbime dolandı gene o iki zehirli kelime . Yavaş yavaş
çürütüyorken yokluğun beni nasıl tutabilirim ki sözümü . Nasıl iyi bakarım kendime . Nasıl yapıştırırım suratıma mutlu gülücekler .
Şimdi her görüğüm yüz seni anımsatıyor bana . Sokakta gördüğüm çiftlerin hiç birinde yok bizin aşkımız . Aslında mutluluğu
hissetmek için teninin tenime değmesine gerek yoktu . Kalbim kalbine değse yeterdi . Giderken kırmışsın kalbimin kanatlarını
uçamıyorum yanına . Gene yıldızlar fısıldıyor aşkımızı . Bense yalvarıyorum tanrıya kalbini bana adaman için . Yeni birini bulmuşsun ..
Duydum . Üzüldün mü dersen . Hayır sevdiğim . Senin mutlu olman yeter benim için … Oysa ki arkanı dönüp gitmeni değil gelip sımsıkı
sarılıp ” sadece bir şakaydı ” demeni isterdim . Beni rahatsız eden ” sevmedim ” değişin değil gidişindi . Özledim dudaklarının zehrini .
Baktıkca doyamadığım gözlerindeki aşkı özledim . Şimdi sorarsan sahte gülücükler saçıyorum etrafa . Güya mutluyum . İçimi görmüyor kimse .
Yüzüm gülse bile ağlıyor kalbim her gidişte . Eee .. Şimdi söyle sevdiğim hiç mi özlemedin sen beni

Prensim ; Diğer aşklarda ki gibi mutlu bir son değildi aslında bizim ki . Ne ben Leyla olabildim ne sen Mecnun . Yazamadık aşkımız göklere . Zaten kulağına fısıldardım ben hep seni sevdiğimi . Dünya’m sendin çünkü benim . Sen duysan yeterliydi.
Duydun fakat anlamadım . Bakmadın gözlerime . Göremedin senin için içimde kopan fırtınaları . İçimdeki aşkı ;
Göremedin . Belki görmek istemedin . Bağlanmaktan korktun belki de . Sevmekten… Gerçekten birisi için ölmekten
içten içe . Yaraladın beni . O yara derinleşti derinleşti ve yerini büyük bir boşluğa bıraktı . Gittin . En çok
sarıldığında sağ tarafımda atan kalbini özleyeceğim sevdiğim . Benim kalbim atmıyor artık zaten senden kaldı gittiğinde .
Söylediğin gibi bazen daha yakın olmak istiyorum sana damarlarında akan kandan . Elimi tutmanı istiyorum gene . Sarılmanı .Sana nasıl aşık olduğumu bilmeni istiyorum . Çok erkendi senin gidişin benimse bitişim . Evet prensim artık bende kalbinin kulesine kapanmış bir prensesim .

Aşık olmayan bilemez , çoğunun cevabı ’ tanımı yok , bok , yaşamak daha iyi ’ falan filan olacaktır , öyle derler. Aşık olduğunda anlarsın ne olduğunu , nasıl olduğunu. Hayat başka gelir sana. Sadece sen ve o vardır , gerisi umrunda değildir pek fazla. Onunla olmak istersin sürekli ; sesini duyabilmek , görebilmek , hissedebilmek. Sonunda acı çekeceğini bilirsin ama seversin yinede deli gibi. Ha olurda hata yapar , seni öldürebilecek , nefret ettirecek , canını çookk çook acıtabilecek hatalar. Ama kızamazsın ona , o kadar çok bağlanmışsındır ki bırakamazsın onu. Ağzından çıkacak bir söz seni öldürse bile direnirsin. Çünkü bilirsin ki onsuz yaşayamazsın aslında . Kıskanırsın deliye dönersin , bir an dünya durur senin için. Ama o inadına bildiğini okur devam eder her seferinde dünyanı yıkmaya. Korkarsın çok korkarsın , başkalarının gelip onu senden alacağını düşündükçe içindeki umut söner. Onsuzken kendini boş hissedersin. Hep içinde bir eksiklik. Tam olamazsın bir parçandır artık. Sevdiğin kadar da acı çekersin. Acı çekmene neden olan hatalarda bile onu kolayca affedersin. Çünkü içinde ona karşı hiç nefret olmaz. Olsada ağır basar bu kalpteki aşk. Herşeyin olur bir anda , yaşama sebebin olur. Ne olursa olsun vazgeçemezsin , onu seversin. Onunla konuştuğun an gözün hiç birşey görmez , öyle mutlu olursun ki. Ama bu böyle devam etmez kavgalar olur arada tartışmalar olur. 2 sözünden sonra hatırlamazsın hiç birşeyi unutursun kavgalarını , hayaller rüyalar gözünün önünde canlanır. Rüyalarını süsleyen bir prenstir o aslında. Şapşal bi prens.

Üzerime yapışan bi can sıkıntısı var, içimde tanımak istemediğim biri. Nefes alırken hüclerimin canlanmak yerine, beni öldürdüğünü hissediyorum. İstemediğim bi hayatın içinde, istemediğim insanlarlayım. Bana iyi gelecek şeyi adım gibi biliyorum, ama o bir türlü gelmiyor. Gelmesi için bir çok şey yaptım, hani şu ”asla yapmam” dediğimiz şeyler. Kendimden ödün verdim, anlattım insanlara ve dinledim. Yorganın altında değil, gözünüzün önünde ağladım. Aciz gördünüz. Çünkü ben öyle olmasını istedim. Bir umut, belki çıkıp biri beni kurtarmak ister. Bu umutla yaşadım, yitirmedim. Köreldikçe yeniden biledim. Bunu daha ne kadar devam ettirebilirim bilmiyorum. Bu gücü kendimde nasıl bulduğumu da bilmiyorum. Kibrit yakıyorum yeni her umudumda. Elimi yakana kadar bekliyorum. Sonra bi ”cıs” . Sanki bana ordan gülerek ”bak bu hayallerin de duman oldu ” der gibi. Gittikçe azalıyor kutumda ki kibritler. Hepsi bitmeden gel artık beklediğim kişi. Kim olduğunu bilmiyorum ama gel. Ben artık o dumanı görmek istemiyorum. İçime çekebileyim. İster zehirle, ister başımı döndür ama gel. Yalvarıyorum, bu kadar acizken yalvarıyorum. Ben içimde bitmeden.

Beni yalnız bırakmanızı seviyorum. Aniden hayatımdan çıkmanızı, giderken de bi ton hüzün bırakmanızı seviyorum. Çünkü kendime güvenim tam. Aynaya her baktığımda içim rahat. “Yoo, ben yanlış yapmadım, ben hata yapmadım” diyebiliyorum. Çünkü ben yapmak istediklerimi yaptım. Pişman olacağımı bildiğim hiçbir şeyi yapmadım. Keşke yapsaydım demedim ya da keşke yapmasaydım. Ben herkesi çok sevdim, hayatıma girmeye çalışan herkese izin verdim. Haketmeyen çok kişi oldu. Ama böyle büyümüyor muyuz ? Aynaya bakabilecek yüzüm var benim, ya sizin ?